On yıldır sevişmiyorum kimseyle
On yıldır
öpmedim hiçbir kadını
On yıldır
konuşup durup kendi kendime
Attığım çığlıkları
ayıklıyorum içimde
Çığlık
çığlığa yaşıyoruz hayatı
Duyulmayan çığlıklarıyla
ben olmanın
Bardaklar dolduruyoruz
şişeler boşaltıp
Dumanlı kafalarla
gezip Babıali’de
Önünde eğiliyoruz
çoktan kaldırılmış bir İstanbul’un
Kuytulara saklanıyoruz
aman kimse tanımasın
Maskelerimiz
düşüyor enva-i çeşit suretlerin peşinde
Atamadığımız
çığlıkların bakiyesidir hayat
Kıllı bir el
uzanırken bir çocuğa masum
Dönüşüveriyor
hayat da tersine
İçe dönüyor
dışarı çıkamayan her şey
Ne kadar kir
varsa birikiyor eşikte
İskeletini kuruyorum
bir şiirin yassı sözcüklerle
Ruhlar,
hayaletler, örümcekler ve çamur
Bir çığlık
birikiyor bende
Yetiyor herkese
ben olmak hayret
Oysa ben
bilmiyorum kendimi savunmayı
Koskoca
coğrafyasında ben olmanın
Meridyenler paraleller
dönence
Kaldırıyorum
bütün sınırları
Ne Cezayir var
artık ne de Sibirya
Ben sırrını
gizliyor yaşamanın
Çığlığım sular
altında kalıyor
Kapılar kilitli
anahtarlar kısa
Hayat işte
yaşıyoruz çoğul çığlıklarla
Kaçırılmış şimdilerin
yanan maltızında
Anneannemden
öğrendiğim sözcük
Arada kalmış
bir Ermeni gelin
Size anlatabilirim
tarihini kurtulmanın
Sözcükleri
sokabilsem bedenime
Bedenime yakamdan
içeri
Benden fışkıran
çığlık sussa iki kere
Hem benin
çığlığı hem de benim