Uyuyayım da bitsin bu çirkin gün
şiirin sularına çiçek dikemediğim
yarın uyanmalıyım güneşle birlikte
söylediğim her söz şiir olana değin
Bir şarkı seyretsem hüzünlü sabaha kadar sürse
sabaha kadar ayıklasam şeyleri şeylerden
elimde kalana kadar saf hayat
elimden geldiği kadar şölen
Eflâtun bir pazaryeridir dolaştığımız
kendi fikirlerimiz tezgâhtaki
tarttığı bozuk yürüyüşüdür terazinin
korkak adımlarıyla aklımızın
Filistin’de idam bayramlarına hazırlanıyor barbarlar
Amerika’da elektrik şoklarıyla öldürüyorlar mahkûmları
mahkûmları zehirli iğneyle
inceltilmiş ve korkunç ölüm şovlarıyla
ben kendimi elimden kaçırıyorum
kalbim ne zaman puşt dese
bir işçinin kolu makineye sıkıştığında mesela
imtina ediyorum imlemekten sövmek varken
Uyuyayım da bitsin bu çirkin gün
döneyim yarın sabah başladığım yere
güneş yeniden tepede bir öğle vakti
parklar kuşlar sincaplar
bekleseler her zamanki yerlerinde beni
Büyük laflar etmek istemiyorum
ama istiyorum insan ruhuna sirayet etmek
bozuk bir Türkçeyi kabul edebilirim
ama kabul edemem genişçe geviş getirmeyi
Belki de bendir yanılıyorum geviş getirmek masum
yine de geçirmeliyim bu şiirde sürmenaj kelimesini
beynim dolup taşmadan şiir kırıntılarıyla
akmadan yüzümdeki pastel boyalar
benzemeden insan sığındığı deliğe