Peçetelere kusuyorum içimdeki şiddeti cinsel vanalarım kapalı
reçetelere konuşuyorum oynaşırken medcezir kalbim biraz ağlamaklı
hesaplarıma uymuyor hayatın matematiği sırtıma bir dağ yüklüyor
dağ dediğin eteklerinden başlar taşa değer ayaklarım ayaklarım
bağlamaklı
Yeniden buldum yitirdiğim sesi şiirim artık çağlamaklı
ekliyorum adıma sessiz bir hayret çer çöp içinde yaşıyorum hayatı
şıkır şıkır süsleri içimde bir kadının içim dışımdan alacaklı
kafiyeler ektim kuyuma tekrarları boyadım avlum oldu rengârenk
kör jiletlerle kazıdım sakalımı yüzüm benzedi biraz kendime
gecenin üçünde uyanıyor ve şiir döküyorum rahmime
On yıl oldu kokusunu duymayalı bir kadının eksilen benim kanım
sel basıyor kumdan kuleleri batıyorum kendi etime bas bas bağırak
sürekli bakıyorum kendime sirenler çalıyor ne zaman geçsem öteye
bir alışveriştir ben ile benim aramda, tüylerim sara krizinde
Vebalının biriyim iç-gözümde midem bulanıyor ne zaman olsa içim
üzerimde binlerce göz üzerimde demir izleri kalbimle erittiğim
yaşamak bana iyi gelir sanmıştım şimdi her köşede ölümdür gözlediğim
dikenli teldir sınırlarda bildiğim bahçelerde herkesten gizlediğim
Ah! Unuttum söz etmeyi trenlerden atladı o haylaz çocuk
taş attı, cam kırdı ne yapsın dışındaki ülke bozuk
bir dize daha gerekiyor bana bu şiir bitsin için
ah! diyor içimdeki soyguncu,
abrakadabra
içimdeki hokkabaz, madrabaz ve şarlatanlara