Ellerimle halkalar çiziyorum bir ileri bir geri
kurumuyor suyu içimdeki kuyunun göğe doğru
yüzümü yıkadığım doldurduğum mataramı
aşksız ve arkadaşsız geçiyor yıllarım
Zevklerden pembeyi ekliyorum gökkuşağına
yağmur dökerken yeryüzüne güneş
basit şeylerde bulduğum tarih
uzun ince acısı ben olmanın
Kanlı ciğerler doğruyorum soframa
ağzımın kenarında sönmüş bir sigara
televizyon yıldızlarıyla süslüyorum hayallerimi
derin nefesler dolduruyorum karnım diyaframa
Zevkten gebererek ölmek istiyor bir yanım tıpkı Mişel gibi
zihnimi taşımak istiyor bir yanım yıldızlara tıpkı Emanuel
duruyorum durduğum yerde nasıl olsa dönüyor dünya
etrafımda bir tur Wilhelm, etrafımda bir tur daha
Daha da soyuyorum çıplak kadınları rüyalarımda
şiddet diyorum bastırılmış esmerlerin koltuk altında birikmiş kokuya
ter kokusu mantar kokusu uzun bir yıkımı gerektiren
dinamitleyen bütün köprüleri dün ile yarın arasında
Bugün bu yazdığım dördüncü şimdi şiir
dördüncü şiirdir dövüyorum şedit kapılarını gerçeğin
biraz oyun döküyorum betonla kaplı tiranların tahtına
biraz asit süslüyor alt alta yazdığım sözcükleri
Büyüye inanıyorum kulaklarım açık bütün mitlere
atalarını özleyen süvarilerin arasında
zırhı düşmüş bir şövalye
çok uzaktan tanıyorlar beni
ben ki reddetmiş asilzade tüm eprimiş değerleri
Çok uzaktan tanıyorum ben o beni:
yaşayabilen onuru olmadan
ölüm yenilmektir diyen Aşil
şan, şeref, gurur ve perdeleyen ikinci benleri
kusursuz reddeden kusurlu çileleri
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder