Belki yeniden gelir dünyanın döndüğü zamanlar
ocakta
pişen makarnanın buharıyla
ve
Örümcek ayaklarıyla bir yoksulluk halıda
elektrik
faturaları ucuz yemek kuyrukları
atletini
makinalara kaptırmış
bağlaç
kullanmayan yoksullar
belki
yeniden gelir dünyanın döndüğü zamanlar
ayağının
üzerine Kalkınca insan Kalküta başta
Sevdiğine
sarılır bir oğlan sırrını açar ketum rüzgâr
dolaştığı
dağdan iner eşkıya savrulur çiçek tarlaları
öyle
büyük şeyler değil belki de kadim aşktan
Büyütüp
durur harflerimi her şeyi küçülten yeni dünya
erkeğini
evcilleştirir bir kadın erkek dalar intihara
boşuna
yapılmamıştır Van Gogh’un tabloları
Belki
yeniden yerleşir güneş dünyanın doruğuna
eski
bir şiiri hatırlarım yeniden çekilir bir
uçak Küba’ya
Belki
iyileşir canavar hüküm süren insanda
boğazına
kadar gömülü şiddete
sevişirken
intikam alan kindar
tekmeleyen
sonbahar yapraklarını
ne
görmüştür insan şimdiki tarihte
güce
tapınçtan başka
Sırtüstü
uzanıyorum kanepeye
aklımın
takıldığı tahtakuruları var
Filistin’i
doğruyor para babaları
zihnimde
bir elim uzanıyor tetiğe
öteki
elim bir renk retorikte
Yapay
zekâlarımız var artık
bizi
küçülten serpildikçe
gücümüz
yetmiyor hiçbir sıvıya
kanımıza
karışıyor egzoz dumanı
yazının
icadına benziyor yaşadığımız çağ
hem
ilaç hem dert bir ecza
Yıl
1972 dünyanın henüz döndüğü zamanlar
bir
miras bırakmayı seçti ölerek yaşayanlar
dilimiz
slogan atan bir makine geçmişte
kendisinden
geçiyor düşündükçe, geçilsin!
kaybettiğimiz
sadece bir muharebe
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder